Hepimizin hayalidir aslında enstrüman çalmak ancak hiçbir zaman yönlendirmeler olmadan bu yola giremeyeceğimizi düşünürüz. Bu yaştan sonra enstrüman çalmayı öğrenmek için geç kaldım gibi yaklaşımlar yaşadığınızı duyar gibiyim ancak inanın seçtiğiniz ve sizin ruhunuza hitap eden enstrümanı çalabildiğinizi görmek dünyanın en büyük keyiflerinden biri olacaktır.
 
Yapılan araştırmalar sonucunda gerçek uzmanlık ve yeteneğin 10 bin saat olduğuna ilişkin fikir birliği oluşmaktadır. Ancak buna bazılarımız inanmazken bazılarımız yapılan deney ve bilimsel çalışmaları açıkça önümüze koyuyor. Bütün zamanların en iyi ve büyük dehası olan Mozart'ın bile 10 bin saati tamamlamadan çalışmalarını devam ettiremediğini görüyoruz. Aslında 10 bin saatlik pratik kabaca 10 yıl demek. görünen o ki beynimizin gereken veriler ile kaynaşması bu kadar zaman dilimi içerisinde oluyor.
Çocukluk yıllarında başlanan ve gençlik yıllarında devam eden enstrüman meraklıları ilerleyen yıllarda büyük başarılar elde edebilirken bazıları ise önceden çok iyi çaldıkları enstrümanların tınılarını ve notalarını hatırlamıyorlar.
 
Hadi gelin sizin için en iyi enstrüman hangisi bulalım?
 
Piyano gibi müzik enstrümanlarını fiziksel özelliğimiz ile üstesinden gelemeyeceğimizi varsayarız ve bununla ilgili korkarız. Piyano çalmak için parmaklarım kısa, gitar çalmak için tırnaklarım ince ve yetersiz gibi bahaneler üretmiyormuyuz. Hadi bu bahaneleri bir kenara atalım ve korkusuzca enstrüman dünyasına bir adım atalım. Vurmalı çalgılar benim için çok uygun dediğinizi duyar gibiyiz. Aslında çoğu zaman elimiz ile bir masada ritim tutarken bile kendimizi eğlendirmeyi başarıyoruz. İlk oyuncaklarımız bile bazen minik davullar olabiliyor. Hem kulak hem el yeneğimizin geliştiğinin farkına bile varamıyoruz. Hangimiz düğünde eğlenirken davulu veya darbukayı elimize alıp denemedik? denediğinizi duyar gibiyim... Birde dededen ve babadan kalma genellikle duvara astığımız ve yıllarca izlediğimiz enstrümanlar var... Telli sazlar... Elimize alıp denemeye, acaba bende denesem çalabilirmiyim demeye cesaret edemediğimiz enstrümanlardır bunlar. Saz Cümbüş veya Bağlama... Anadolunun bağrından kopan ezgileri bu enstrümanlardan duyduğumuzda hem geçmiş hem gelecek bizim içimizde açan bir çiçek misalidir aslında. Önem verdiğimiz ve hatırladığımız anıları, bize bu enstrümanlardan çıkan ezgiler hatırlatır. hüzünleniriz, memleketimizi özleriz ve bu hüzün,özlem bir enstrümana başlamamıza büyük neden olur.
 
Sizde en kısa sürede bu büyülü dünyadan bir enstrüman seçin ve müziğin insan ruhuna verdiği huzuru yaşamaya başlayın.